Telefon Şarjı Kaçta Çıkarılmalı?
Bazen bir telefon şarjının bitmesi, bir insanın duygusal yolculuğunda bir dönüm noktası olur. Bunu yazarken, bir telefon şarjının tükenmesinin ne kadar sıradan bir şey olduğunu biliyorum, ama bir de düşünün: o küçük ekran, anlık bir bağ, bir şeyin sonu… ya da belki de bir başlangıç. Bazen basit bir soru gibi başlayan bir şey, insanın içinde büyük bir boşluk bırakabiliyor. İşte böyle bir şey yaşadım bir gün, ve bu yazıda ne hissettiğimi, o anları ve “telefon şarjı kaçta çıkarılmalı?” sorusunun benim için ne anlama geldiğini anlatmak istiyorum.
1. O Anın Başlangıcı: Bir Telefon, Bir İletişim
Kayseri’de, hava kararmaya başladığında odamda bir başıma oturuyordum. Çalışıyordum, ama dikkatim hep telefonumdaydı. O gün gelen mesajları, bildirimleri her zamankinden daha fazla kontrol ediyordum. Bir şekilde o küçük ekran bana daha fazla sesleniyor gibiydi. Çalışmalarım bir kenara, düşüncelerim her geçen dakika biraz daha telefona takılıyordu.
Bir şey vardı, ama net olarak tanımlayamıyordum. İçimdeki bir boşluk. O an telefonumun şarjı %5’e düştü. Evet, o kadar önemliydi. Yavaşça şarjım bitiyordu ve içimde bir kaybolma hissi başladı. O an bu telefonu bir bağ olarak görüyordum; bir kanal, bir iletişim. Belki de içimdeki boşluğu bir şekilde doldurabileceğimi düşündüm. Her şarj bittiğinde, yeniden bir şeyler yüklemek gerekecek gibiydi. Ama neydi o yüklemek gereken şey?
2. Duygusal Bir Kopuş: Şarjın Bitmesi
Telefonumun şarjı %2’ye düştü. Bir parmak kadar bataryam vardı. İçimdeki hisler de sanki tıpkı telefonum gibi, son nefesini veriyordu. O zaman fark ettim ki; şarjı biten bir telefonun, aslında bana ne hissettirdiğini hiç düşünmemişim. Bir telefonun şarjı biterken, ben de adeta bir enerji kaybediyordum. O kadar küçücük bir ekranın içinde, ne kadar çok şey kayboluyordu.
Bütün gün boyunca bir yere gitmek istememiştim. Saatlerce bir yerlerden bir şeyler yazmaya çalıştım, ama aslında nereye gittiğimi hiç bilemedim. O an, telefonumun şarjı bitmeden önce, belki de bir şeylerin değişmesi gerektiğini fark ettim. Çünkü şarj bittiğinde, her şeyin sona erdiği gibi bir düşünceye kapıldım. Ama şarj ettikçe yeniden başlamalıydı her şey, değil mi?
“Telefon şarjı kaçta çıkarılmalı?” diye düşünmeye başladım. O kadar farklı duygulara sahip bir insana, küçük bir ekran ne kadar şarj vericiydi? Ya da ne kadar hayal kırıklığı yaratıcı? O an, ne kadar anlamlıydı? Telefonumun şarjı bitmeye yakın, bir de tuhaf bir şekilde, yalnızlık hissetmeye başladım. Yalnız hissetmek, bir şeyin bitişiyle başlar, diye düşündüm. Ama şarjda kalmak, aslında bir şeyin devam etmesi değil miydi?
3. İçimdeki Boşluk: Yeni Başlangıç
Telefonum sonunda kapandı. Şarjı bitti ve sessizliğe gömüldüm. Ama bir şey oldu. O an telefonu bulamam, ondan mesaj alamam korkusu biraz kayboldu. Bazen yeni bir başlangıç, bir şeyin bitmesiyle gelir. O an, telefonum kapalıyken yalnız kaldım ama bir şekilde özgürleştim. Belki de şarjın bitmesi, içimdeki boşluğu bir anlamda hafifletti. Çünkü telefonun şarjı bittiğinde, bir şeylerin kesildiğini hissettim ama o kesilme, bir nevi beni de kesmişti. Çalışma telefonum, sosyal medya bildirimlerim, başkalarıyla bağ kurmam—bunlar hep bir tür ilişkiydi.
İlk kez, telefonum kapanınca, kendimle kalabildim. Öyle anlar vardır ya; bazen bir şeyin bitmesi, yeni bir şeyin başlaması anlamına gelir. O boşluğu hissettikçe, içinde daha fazla şeyi barındırabileceğimi düşündüm. Telefon şarjının bitmesi gibi bir şeydi bu: bittiği zaman aslında daha fazla şeyin var olabileceğini fark ettim.
Bir süre telefonumun şarjının bitmiş olmasından bile mutluydum. Çünkü yalnız kalmak, huzura ermekti. Yalnızlık, çoğu zaman içsel bir huzur bulmamı sağlar. O an telefonu açıp, %100 şarja ulaşmak yerine, kendi içimde şarj olmam gerektiğini hissettim.
4. Telefonun Şarjı Kaçta Çıkarılmalı? Sonuç
Bugün telefonumun şarjını kaçta çıkaracağımı sorarsanız, cevabım şu olurdu: Telefonun şarjı, bazen bitmelidir. Çünkü her bitiş, her kapanış, bir dönüşümün başlangıcıdır. Bazen şarj bittiğinde değil, tam da o anın bitişiyle daha fazla şeyi içimize alabiliriz. Bazen fazla bağlanmaktan, fazla kalmaktan, telefonun şarjı tükenmiş gibi hissetmekten korkarız. Ama inanın, kaybolmak bazen kaybolmamız gereken bir yer.
Telefon şarjının bitmesi, bir ilişkinin ya da bir iletişimin sonu değil, bir süreliğine kesilmesidir sadece. Biz, biz olduğumuz için; şarj etmeden de var olabiliriz. O yüzden her şarj bitişi, yeni bir başlangıçtır. Şarjımın bitmesi, beni kendime daha yakın kıldı.
O an, telefonun şarjı %0 oldu ve bir süreliğine her şey durdu. Ama bu, kendi içimde yeniden başladığım anlamına geldi. Başlangıç, aslında her bitişte gizlidir.